29 Kasım 2015 Pazar

Derin anneannesini çok seviyor.

Hiç abartmıyorum.
Derin annemi çok ama çok seviyor.

Haksız mı çocuk ? Doğduğu günden beri annem benimle birlikte Derin'e bakıyor. 



Bu duruma çok mutlu olduğumu söylememe gerek var mı :)

Telefonda sesini duyunca anında gülümsemesi, çince ona bir şeyler anlatması, ananee gel dediğimde kapıya gitmesi, kapıda annemi görünce çırpınarak boynuna atlaması :)) hepsi çok güzel..

Hatta annem bize geldiğinde ellerini yıkamaya birlikte gidiyorlar...

Çok sev kızım anneanneni. O dünyanın en iyi, en sevgi dolu insanlarından biri. 

Kendinden önce bizi düşünürdü artık Derin'i düşünüyor. Yatıyor Derin, kalkıyor Derin. Halamın torunları var, diyor ki az bile anlatıyormuş. Yaşlanmak istemiyorum, Derin'in her anını, her yaşını görmek istiyorum, Rabbim bana ömür versin diyor :)

Amiinn annecim kocaman amiiinnnn. Rabbim sana sağlık versin, başımızdan eksik etmesin..



28 Kasım 2015 Cumartesi

Evde oynamaya yer kalmazsa...

Derin'in oynamayı en sevdiği yer

Tv ünitesinin çekmecesi !

Kuluçkası diyorum ben oraya :) giriyor, kendi kendine oynuyor..

Büyük bir şişme havuzu ona oyun alanı yaptık aslında. Altını battaniye ile besleyerek soğuktan da korumaya çalıştık. Yoksa salonda dağınıklıktan adım atacak yer kalmıyor. Şimdi oyuncakları o havuzun içinde, o da bildiğin suya dalar gibi yüzerek giriyor :) çok komik, bir gün videoya çekerim.

İşte çekmecesi içinde Derin :)

Hem kendini hem de bir sürü oyuncağı sığdırmayı da başarıyor..


O kadar yakından tv izlemiyor.. Ben fotoğraf çekerken geçen sürede baktı. 

27 Kasım 2015 Cuma

e kardeşiz biz :)

Bizi Pınar'la çok benzetir herkes..

Bence gün geçtikçe daha çok benziyoruz :)

Lale'nin düğününde..

bizim tüm fotoğraflarımız böyle aslında, bıdır bıdır konuşuruz :)


makyaj için yine Mac diyorum başka da bir şey demiyorum...
Cevahir Mac Gözde'ye gidin mutlaka 




26 Kasım 2015 Perşembe

yeni biz :)

Uzun zaman olmuş eskiden yazdığım adıyla sevgiliyle fotoğraf koymayalı..

Sevgili kelimesi Ayşe Arman modası diye bir eleştiri almıştım vakti zamanında :))

Zaman nasıl değiştiriyor insanı..
bazen eski fotoğraflarımıza bakıyorum da..

bir de önceden ne kadar uzun yazıyormuşum.. Şimdi kelimelerim mi bitti yoksa o zaman çok mu gevezeymişim ? 

bilemedim..

elindeki top Derin'in :) o yoksa oyuncağı olsunmuş :)




25 Kasım 2015 Çarşamba

zaten tipin de erkek çocuğu gibi :)

Derin doğduğundan beri herkes erkek zannetti.
:)

üstünde pembe renk de olsa, kafasında çiçekli böcekli bere de olsa "erkek mi" sorusuyla hep karşılaştık :)

al işte sonunda çocuk arabayla oynuyo :)

teyzesine mi çekecek ne ?

10 Kasım 2015 Salı

Çocuk Doktoru Zekai Dinçer

Derin doğduğunda en önemli konularımızdan biri doktoru kim olacak idi.


Bildiğin oturup araştırdım. Duyduğum tüm isimleri hemen google'ladım. Giden arkadaşlarıma sordum falan filan. Özel sağlık sigortamız var diye hastanelere de baktım.

Hamile yogasına giderken sevgili Zeynep boncukayşe'nin doktoru Zekai beyden bahsetmişti. Zekai Dinçer. 

Doğduğunda hastane doktoru muayene etmişti ve kontrol için 1 hafta sonra yine götürdük. Central çook uzaktı. Canım doğum doktorum İlknur hanım eğer mümkünse muayenehanesi olan bir çocuk doktoruna git dedi. Hastanelerde sana ayrılan süre kısıtlı olabiliyor, doktor istediği süreyi ayıramayabiliyor dedi. Çok mantıklıydı söyledikleri.

Bu arada Central, Beylikdüzü Medi Life, aile dostumuz Şişli Etfal çocuk doktoru İbrahim bey hepsi Derin'i muayene etti. 

Bir gün annemle otururken, ara bakalım Zekai beyin asistanını bir sor dedi. 


Neriman hanım son derece açıklayıcı ve net bilgiler verdi. Ama ortada bir sorun vardı, randevu yok, yani var da taaa 1 ay sonraya. Napalım dedik, aldım randevuyu. 

İnternette Zekai bey ile ilgili ufak tefek yorumlar var. Çok bir şey bulamadım ben. Olur da arayan olursa diye yazıyorum. Ne yapın ne edin çocuğunuzu Zekai beye götürün. Zekai Dinçer fan club falan kurulacaksa başkan adayıyım. Ya da Zekai Dinçer tarikatı falan.. Gidip de etkilenmemek mümkün değil.

Neyse anlatıyorum.

Derin 40 günlük. Randevumuz sabah erken. Çünkü yenidoğanları erken saate alıyor, çünkü ondan önce daha büyük bir bebek muayene olduysa ve olur da havadan bile mikrop kapar grip falan bulaşırsa diye.. Ne kadar hassas bir düşünce. Tam evden çıkıyoruz Engin bana yüzünü yıkamayı mı unuttun dedi, yoo yıkadıımm dedim. Lohusa kadına söylenecek şey mi şimdi bu cık cık. Makyajdan nefret eden kocam bi allık sür bari dedi. Peki dedim, bi rimel bi allık yaptım ben onu :)


Evden çıktık. Muayenehane Levent'te. Beşiktaş belediye binasına çok yakın. 5 dakikada gittik. Neriman hanım güleryüzüyle karşıladı bizi. Derin anakucağının içinde. Zekai bey gülümseyerek bize doğru geldi. Engin'in elinden anakucağını aldı, hoşgeldiniz dedi. Yok biz taşırdık falan derken buyrun dedi, bizdeki ilk şok yaşandı. Girdik odasına, çok sade, oyuncak yok, duvarda stickerlar yok.. Artık büyüyen bebeklerinin ona yaptığı resimler var. İnşallah Derin de bir gün yapar. Bana döndü, çok mu makyaj yaptın yoksa gerçekten göründüğün kadar iyi misin dedi :) Ben de yok o kadar makyaj yapmadım, annem yanımda ondan iyiyim dedim ama suratımda şapşik bir gülümseme. 40 günlük lohusa olup iyi görünen nadir annelerdensin, maşallah dedi. Adam bana iyi görünüyorsun dedi yahu :) Bu zekai bey bebeden önce anneye iyi geliyor.

Doğum boyu, kilosu gibi sorulardan sonra aldı sazı eline, pardon Derin'i :) 


Incık, cıncık heerrr yerini muayene etti. Derin bi de çiş yaptı mı ? Ay değiştirelim falan atladık biz, ben değiştireyim hem sen de görmüş olursun dedi. Allahım bu nasıl doktor, annem-Engin-ben birbirimize bakıyoruz. Gittiğimiz doktorlardan bir tanesi her şeyi hemşireye yaptırıyordu. Zekai beyin hemşiresi yok, kendi yapıyor. Tam 1 saat muayene etti arkadaş 1 saat. Hem anlattı, hem kontrol etti. Biz bitti zannederken şimdi anlatacaklarımı istersen telefonuna ses kaydı alabilirsin dedi. Ben zaten kafam leyla, telefonda kayıt uygulamasını bulamadım. Video çekme modunda masaya koydum ama o da sesi iyi çekmemiş. 40 dakika anlattı Zekai bey. Öyle olur normal, böyle olur olabilir, kakası bu renkse doymuyor, bu renkse üşümüş gibi biiirrr sürüüü bilgi. Bir gün onun boş vakti olsa (ki yok biliyorum) ona böyle sorular sorsam, yanıtlasa, ben de burada yayınlasam ne güzel olur di mi ? İlk kez gideceklere öneri, telefonunuzun ses kaydını hazır bulundurun.

Zekai bey bebekleri çok seven bir doktor bence. Her çocuk doktoru sever belki ama. Nasıl gülümseyerek bakıyor Derin'e..


1 saat 40 dakika sonra görüşmemiz bitti. Biz adama hayran bir şekilde çıktık. Kapıdaki uğurlaması "ellerine sağlık, bebeğini çok güzel bakmışsın" şeklinde. Ben gene şapşik sırıtma..

Zekai bey inanılmaz kibar bir adam. Hep güleryüzlü, hep nazik. Cep telefonunu vermekten asla kaçınmıyor. Her aradığında açıyor, her sms'e yanıt veriyor. Tabi bkunu çıkarmayıp adamı pazar gecesi arayıp rahatsız etmemek gerekiyor. 


Derin doktorunu çok seviyor. Engin biraz zor ısınan bir adamdır, Engin de Zekai beyi çok seviyor. Annem özellikle eskileri yabana atmadığı için Zekai beyi çok seviyor. Biz ailece kendisine aşığız anlayacağınız :)


Önceliği anne sütü. Varsa sadece anne sütü, yetmezse mama diyor. Hatta anne sütünü arttırmak için doğal bir sürü önerilerde bulunuyor. Ve anneyi çook rahatlatıyor. Benim torunum da gaz sancısı çekiyor, büyüyor bebekleriniz diyor. Mutlu anne mutlu bebek diyor, özellikle babaya bakarak :)

Kısacası biz Zekai beyden çok memnunuz. Unuttuğum şeyler olursa yazıya ekleme yapacağım.

Emekliliğe karar verip Muğla'ya yerleşecek diye çok korkuyorum :)


.

27 Ekim 2015 Salı

bu nasıl gülüş

sen daha minnacıksın annecim yaa
bu nasıl anlamlı bir gülüş

çocuğu olunca ne oldum delisi olan kadınlardan olmayayım diyorum ama..

gel de buna delirme şimdi
:)




26 Ekim 2015 Pazartesi

Lale evlendi :)

Canıımm Lalemi bilirsiniz.
Annemden olmayan kardeşim dediğim canımı :)

Mayıs ayında evlendi aslında, ben yeni yazıyorum :)

Çok ama çookk güzel gelin olmuştu.

di mi ama :)

25 Ekim 2015 Pazar

çok severken..

delirirken..

foto eski ama olsun :)

bir maşallah dersiniz artık


24 Ekim 2015 Cumartesi

yunanistan'a gitmek


Ayda 1 kez Yunanistan'a gitmezse rahat edemeyen bir kardeşim var :)

Yıllarca evin Büyükçekmece'de olması yani istanbul'un göbeğine uzak olması ile ilgili espriler yaptık. Al işte işe yaradığı dönemler de oluyormuş :)

Pınar, Engin, ben... Atladık Pınar'ın arabasına. Uluslararası ehliyet almış deli kardeşim. Derin annemde. İlk defa bu kadar uzun süre ayrı kaldık. Çünkü Derin emerek uyuyor. Annem nasıl uyutur acaba, ağlar mı acabalarla gittim. Saat sabah 10:00 gibi çıktık.

3 saatte oradaydık. Yolda yok alışveriş yok oradakilere hediye biraz oyalandık, daha kısa sürede de gidebilirdik.

Pınar ve arkadaşlarının sürekli gittiği bir restauranta gittik. Daha önce Samos ve Kos adalarına gitmiştim. Yunanistan'ı çok biz biz buluyorum ben :) Seviyorum insanını.

Aya Yorgi Taverna'ya gittik, Makri kasabasında. Deniz kenarında şahane bir yer. Ben hemen fotoğraf çekmeye başladım. Dalga geçtiler benimle :) napiim dedim Derin hayatıma girdi gireli ilk defa kendi fotoğrafımı çekiyorum. 

Bu arada Derin'in uyku saati geldi. Korkarak annemi aradım, eyvah derin'in ağlama sesi. Yıkıldım. Sipariş vericez, veremiyorum, 1 yudum yiyecek halim yok. Allahtan köydeler, kuzenlerimin çocukları var, oyalanır falan diye kendimi teselli ediyorum. 5 dk sonra annem aradı, kalbim güm güm. Bir baktım fısıltıyla konuşuyor, bahçedeki büyük salıncakta bir güzel uyumuş :) inandım çünkü daha önce de orada uyumuştu. oohhh nasıl rahatladım, evet dedim garson nerede :)

Balık yemedik, meze söyledik sadece. roka salatası, karides tava, kabak cips, enfes patlıcanlı bir meze, başka bir sürü şey.... çok çok lezzetliydi hepsi. 3 kişi alkolsüz gayet iyi bir hesap ödedik. 


Engin fotoğraftan baymış durumda

Bana çok iyi geldi. Tamam dünyanın en sosyal insanı değildim belki ama çalışıyordum ve bu kadar uzun süre evde durmamıştım hiç. Şikayetçi miyim ? Elbette ki hayır. Derinli hayatı dünyalara değişmem. Ama benim kadar çalışmaya ve sokakta olmaya alışmış bir insan için bazen zorlayıcı olabiliyor. Arada böyle kaçamaklar iyi geliyor. 

Değişik bir cheesecake yapmışlar, dondurma ile servis ettiler, ben yemem sadece kahve içicem dedim, garson Hasan (pınar'ın kankası) ben sana servis açayım da yeme sen dedi :) yemez miyiimm nefisti. Ama bir maden suyu da içmeden kalkmadık.

Dönüş yolunda trafik olunca mahvoldum ben, içim şişti. Bir de sağmadığım ve emzirmediğim için canım yanmaya başladı. Ağlamak üzereydim artık. Burnumdan gelmek üzereydi. Allahtan Derin o kadar güzel zaman geçirmiş ki, rahatladım. Gece 23:30 gibi geldik, ağlayacaktım kavuşmamızda, dalga geçerler diye tuttum kendimi. Rabbim kimseyi evladından ayırmasın, amin.

Kısacası hemen Derin'e de pasaport çıkarmaya karar verdik. Gittiğimiz yeri çok sevdim, şiddetle tavsiye ederim. Hele yazın denize de giriliyor. Vize varsa kolaylıkla gidilebilir.

Hadi kızımla da gidelim :) 


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...